Skip to main content

Entegre Zararlı Yönetimi

pest management.png

Bitkiler sürekli üretimde kayba yol açan çeşitli fungal, bakteriyel ve viral streslerle karşı karşıyadır. Yeni yeşil devrimin üreticileri hastalık ve zararlılardan kaynaklanan bu problemlerle nasıl başa çıkacaklar? Günümüzde, dünya genelinde hastalık ve zararlılar %40 ürün kaybına yol açmaktadırlar. Bu kayıpların çoğu, tohum çimlenme gücünü azaltan, bitki sağlığını bozan ve toprakta kışlayarak bir sonraki ürünü etkileyebilen patojenik funguslardan kaynaklanmaktadır. Ayrıca, bazı funguslar mikotoksin üreterek, bitkiyi hayvan veya insan tüketimine uygunsuz hale getirebilmektedir.

Dayanıklılık ve düzenlemeler

Geleneksel sentetik pestisitler, zararlıların dayanıklılık geliştirme eğilimleri ve etkinlik azalması gibi birçok sorunla karşı karşıyadır. Diğer bir sorun ise, içerdikleri bileşiklerin doğada biyoçözünebilir formda olmamalarından dolayı, çevredeki yararlı mikroorganizmalar ve diğer canlı organizma popülasyonlarına zararlı etkileridir. Sonuç olarak, uygulayıcı ve tüketicilerin güvenliği için birçok ülke bu kimyasalların kullanımını yasaklamakta veya sınırlandırmaktadır.

Biyofungisitlere giriş

Sentetik kimyasallara alternatif olarak biyofungisitler, hastalıkları baskılayan doğal olarak ortaya çıkan bileşikler veya organizmalardır. Doğal kaynaklardan elde edildikleri için, organik tarın ve yeni nesil entegre zararlı yönetim planlarında önemlidirler. 2014’ten 2020’ye kadar, global biyopesitisit pazarının yıllık %16 büyümesi beklenirken, sentetik pestisit pazarının yıllık sadece %6 büyümesi beklenmektedir.

Biyofungisitler tipik olarak iki kategoriden birine girer:

1. Bitki ekstraktları: Bitkiler, antibiyotik ve antimikrobiyal özellik gösteren birçok biyoaktif madde üretirler. Bu doğal bileşikler, ekonomik bir biyokontrol kaynağıdır. Bazı bitki ekstraktlarının fenolikler ve streoidal saponinler gibi antimikrobiyal özellik gösteren bileşikler ihtiva ettiği bulunmuştur. Bu bileşiklerin Leptosphaeria fungusu gibi bazı bitki patojenlerini kontrol altına aldığı gösterilmiştir.

2. Yararlı mikroorganizmalar: “Düşmanımın düşmanı benim dostumdur” sözünün yaşayan bir örneği olarak, birçok mikroorganizmanın bitki patojenlerini kaynak rekabeti veya direk saldırı şeklinde baskıladığı bilinmektedir. Mikrobiyal biyofungisitler birkaç farklı mekanizma ile hareket edebilir:

3. Rekabet: Yararlı mikroorganizma popülasyonu kaynakları tüketerek zararlı mikroorganizma popülasyonunu aç bırakır.

4. Mikoparazitizm: Yararlı mikroorganizma tarafından hedef patojene direk saldırısı, enfeksiyonu ve yıkımı.

5. Antibiyosiz: Yararlı mikroorganzimalar tarafından patojenleri baskılayan veya öldüren bileşiklerin salgılanması. Bu insan sağlığında kullanılan birçok antibiyotiğin kaynağıdır. Trichoderma harzianum tarafından üretilen metabolitlerin patojenik funguslara karşı mikoparazitizm gösterdiği tespit edilmiştir. Trichoderma, bazı patojenik fungusların kışlama sporlarına ve hiflerine penetre olmaktadır. Ardından, konukçu patojen fungusun hif yapılarında gelişerek sonunda patojeni öldürmektedir. Trichoderma spp.’nin aynı zamanda bitki gelişimini arttırdığı ve bitki savunma sistemlerini uyardığı bilinmektedir.

pest management 2.png

Uyarılmış dayanıklılık

Entegre zararlı yönetimindeki bir diğer strateji, uyarılmış dayanıklılık kavramıdır. Bir bitki, bir hastalık baskısı altında ise, aynı insanların bağışıklık sisteminde olduğu gibi, bitki içerisinde hastalığa cevap olarak çeşitli kimyasal savunma yanıtları oluşur. Elisitörler, uyarılmış dayanıklılık olarak bilinen kavramı, bitkinin doğal savunma sistemini aktive eden bileşiklerdir. Elisitörler koruyucu olarak kullanılır. Aşıların vücudumuzda bir cevap oluşturmasının belli bir süre aldığı gibi, elisitörlerin de tüm etklilerinin geliştirilebilmesi birkaç gün almaktadır. Bu oluşumlar, etkileri tamamen geçmeden önce bir bakım aşamasına girerler. Çalışmalar, Bacillus’ların seçilen bazı strainlerinin domateste antraknoz ve mozaik virüse karşı önemli bir koruma sağlayan bir ISR cevabı oluşturabileceğini göstermiştir. Denemeler sırasında, uygulama yapılan bitkilerde erkencilik ve verim artışı gözlenmiştir. Puerto Rico ve Kentucky’de yapılan diğer çalışmalarda ise Peronospora’nın fungisit dayanıklılılığı gösteren bir strainine karşı uyarılmış dayanıklılılığın bitkileri koruduğu bulunmuştur.

Doğal elisitörler ve sürdürülebilirlik

Doğal elisitörler, sentetik kalıntı bırakmaz ve tarlalarda tek başlarına veya konvensiyonel kimyasallarla kombinasyonlu olarak kullanılabilirler. Doğal elisitörlerin konvensiyonel fungisitlerle ardışıklı uygulamaları, kimyasal mücadele ihtiyacını azalmakta ve sürdürülebilir tarımın geliştirilmesine yardımcı olmaktadır.